|
İnsan nefsi sadece beden ile ilgili değil. Ruh ile
beden bir bütün. Biri diğerinden ayırt edilemez.
Ruhsuz beden, adı üzerinde ruhsuz. Bedensiz ruh ise
bir soyutluk.
İnsandan sadır olan her güzellik en kısıtlanmış, en
tasarruf edilmiş olandan doğar. Yaratılmış olan her
nesneye hikmet gözüyle bakmak, sunulan şeylerin
insan eli ve ruhuyla işlenmesi ve bir nesneye
dönüşmesi de bir hikmet. Hikmetin kendisi bunda
gizli, insanın kendi canı üzerindeki tasarrufu,
denetim de bir kutsalı. Oruç, insan tekini
kendisiyle denetleyen bir özgünlük. Kendisine hakim
olması. Helal olan şeyler bile yasaklanır, kullanım
hakkı bir süreliğine elinden alınır. Daha dün yediği
içtiğini yiyemez, içemez. Tam bir ay. Bu, az bir
zaman değil. Bir zaman sonra onu daha tadında, daha
güzel ve daha lezzet ile kullanması da gerçeği.
Sözden ve yazıdan söz ediyoruz. Söz ve yazı
orucundan. Fazlalıklar insan hayatında bir özgünlük
değil. Sözün kalabalığından sakınılması istenir. Bir
yazarın, bir düşünürün en büyük eseri en öz
olanıdır. Bütün yaşamım adadığı eserlerinin içinde
bir şah eser ortaya çıkarır. Bütün eserlerini bundan
çoğaltır. Söz ve düşünce orucunda, damıtmasında
gerçekleşen eser.
Büyük şairlerin en büyük eserleri bir şiirde odak ve
doruk olur. Şairler o eserleriyle anımsanır ve
anılırlar. Sözü en iyi kullanma gücü o şiirlerde
belirir.
Büyük medeniyetler büyük ve Özlü düşüncenin
ürünüdür. Süleymaniye, Selimiye, Sultanahmet birer
tanedir. Bir ikizi daha yok. "Süleymaniye'de Bayram
Sabahı" da öyle- Mesneviler çoktur, ama Mevlana
hazretlerininki en başat olanı, Leyla ile Mecnun
Fuzüli' de bulur kendini.
Yüzyılımız söz bulamacında, gürültüsünde,
sıradanlığında. Sözü ayağa, bayağılığa düşürmeden
dikkatli ve yerli yerinde tasarruf etmek. Tasarruf
etmek de bunun karşılığı. Hayat, oruçta olduğu gibi
fazlalık kaldırmaz. Hayatı damıtır, süzer ve ondan
özgün bir ben çıkarır.
Söz ilahî olanı anmadıkça, ilahî olandan
beslenmedikçe ve ilahî olana yönelmedikçe bu dünyada
kalır. Onun ötesi yoktur, ötede yeri de yoktur.
Yaratılan her nesneye ilahî bir göz aydınlığı ile
bakılmadıkça onda derinlik olmaz. Büyük söz
sahiplerinin sözleri bunun için hikmet yüklüdür.
Sözü dolandırmak neye yarar?
İnsanın bedenine ruhuna ve ondan sadır olana
doğrudan hükmeden bir ibadettir oruç. Salt cinsel
olana, mideye ait olana hükmetmek değil. Dile, göze,
kalbe ve ruha da hitap eder. Söz örücünün anlamı
budur.
Büyük veliler; büyük konuşma, yerli yerinde konuş,
söz israfından kaçın uyansında bulunur. Onları büyük
kılan da özlü ve yerli yerinde olan sözleridir.
Söz ayağa düşmeye görsün. Sahibini de ayağa düşürür.
Söz yüceldikçe sözün sahibi de yücelir.
Söz de, yazı da terbiye gerektirir. Oruç terbiyesi
ve disiplini. Bir cümle çok şeyi özetler.
Atasözleri, deyimler, beyitler, özlü sözler gibi.
Denizler; binlerce canlı cansız varlığı içinde
barındırırlar. İnci de bu varlıklar içinde bir
varlık. Ama o, incidir. Hakiki altın bir değerdir,
anlamsız varlıklar içinde o değerini yitirmez, inci
ve altın değerinde olan söz, yazı çağın bulamacında
asla yitmez. Onlar hakiki yerlerini alırlar.
Kalıcı söz güzel ve Özlü olanıdır.
Yedi iklim...
|