ŞEHR-İ RAMAZANI KÖYDE GEÇİRMEK

ALİ SÖZER


Ramazan ve oruç denilince çocukluğuma dair ilk aklıma gelenler, İftar sofraları, geceleri teneke (evet teneke) çalarak sahura kaldıran tenekeci ve tabiî ki teravih namazı. Üç aylar girer girmez baslardı oruç tutma heyecanı. "Bu sene hepsini tutacağım" diyerek hazırlanırdık. Ancak annem sahura kaldırmazda Sabah kalkınca öğleye kadar oruç tutmaya çalışır, sonra açlığa ve susuzluğa dayanamaz orucu bozardık.

 

Annem, "siz tekke orucu tutun" derdi. Öğünden öğüne oruç tutmak için dermiş bunu, sonradan öğrendim. Yedi ve sekiz yasında oruç tutmama izin vermediler, Bir veya iki gün gizliden tuttum.

 

Dokuz yaşımda beş altı gün tuttum. Daha Ramazan'ın başıydı ve bütün ayı oruçlu geçireceğim diye sevinirken, annem yine sahura kaldırmaz oldu. İki gün sahura kalkmadan orucumu tuttum. Hiç de zorlanmamıştım. Gerçi iftar yaklaşınca bir halsizlik çöküyordu ancak sabrediyordum. Üçüncü gün ise sahursuz oruç tutmakla birlikte bütün gün koşturdum. Önceki günlerden aldığım cesaretle "bir şey olmaz" diyordum. Fakat ikindiden sonra üzerime bir halsizlik çöktü. O akşam amcamlara davetliydik, ben erkenden gittim, odalardan birinde uyuyakalmışım. Uyandırdıklarında akşam ezanı okunuyordu. Ondan sonraki günlerde annemle anlaştık haftada bir sahura kaldırdı.

 

 

| Devamı Yedi İklim Dergisi'nde |

« Geri


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır