EDİTÖR den...

Bir İç Dağ

Ali Haydar HAKSAL


Kendimizi tanımlamada ruhu bize ait sözcüklere gereksinim var. Bizden doğma, biz olan ve bizi tanımlayan.

 

Sanat ve Edebiyat genel ve bir üst kavramlar. Kuşatıcı ve fakat bütünleyici değil. Edebiyatın ve sanatın taşıdığı anlam ve değer milletten millete, uygarlıktan uygarlığa farklılıklar içeriyor. Dünyanın bir uçundan bir diğerine, coğrafî özelliklerde olduğu gibi inişli çıkıştı, ruhtan ve renk tonları farklılar içerir.

 

Üst kavramlar olan sanat ve edebiyat insanlığın ruh zenginliğini belirler, Sadece belirlemez kendisiyle birlikte birbirilerini değerleriyle birlikte olgunlaştırırlar. Bu değerleri yolculuklarını bıkmadan, usanmadan sürdürürler. Bir uygarlığın doğuşu, oluşu, yükselişi kendi sınırlarını aşıcı etki alanlarını da belirler. Yeryüzünde çok fazla büyük medeniyet yok. Irk ve kavimler çoktur, coğrafî sınırları belirlenmiş parça uluslar da. Bunlar yeryüzü kültürünü, medeniyet sınırlarını belirlemez.

 

Biz İslam milletindeniz. İslam kavimlerinin. ulusları var, geniş bir coğrafyaya yayılıyorlar. Yunus ne kadar bizim ise Sadi. Necib el-Kıylanî, Ömer Hayyam, Necip Fazıl, Nazım Hikmet. Cengiz Aytmatov, Hasan bin Sabit, Mehmed Selimoviç, Ahmade Hane, Cemal Süreyya, Sezai Karakoç, ikbal ile Mevlana bizimdirler. Bunların hiçbiri diğerinden ayırt edilemezler. Renkleri, ses tonları, üslupları, söyleyiş biçimleri farklı olabilir. Nazım Rusya'da kaldı, orada öldü ve o topraklara defnolundu diye Rus şairi değildir. Puşkİn bizim olmadığı gibi. Bunların arasında bir mü'min edasının farklılığı olabilir. Sonuçta Türkçe yazan, aslı ve kökü bu topraklara ait olan biri.

 

Bir milletin sanat ve edebiyatının bir ruhu var. Milletimizin; içeriği çeşitli, ruhu zengin, değeri yüksek, anlamı yüce bir sanatı var. Bir büyük dağ. Görünür tarafıyla olduğu gibi görünmeyen tarafıyla daha büyük. Nasıl ki, tarihin başlangıcından beri, aynı ruhu taşıyan ve kökleri olan bir millet isek, bu milletin zengin ruhunun eserleri uzama kayıtlıdır. Hiç biri boşa gitmemiştir. Onların karşılıkları, yansımalarıyla bize kadar, bizden sonraya kadar uzanırlar.

Biz bir büyük milletiz. Dağımız çok yücedir, iç birikimiyle içten kaynayadurmaktadır. Edebiyat ve sanatımızın da ruh depremlerinin olması kaçınılmaz, İnsanın olduğu yerde, yaşadığı sürece kurtlar, börtü böcekler, yabancılıklar musallat olacak. Ad, Semud kavimlerinde olduğu gibi en uç durumlar da yaşanabilecek, işte o zaman bu dağ iç sarsıntısını dışa vuracak. Hoplatacak, ürkütecek, zarar bile verecek.

 

Her şey aslına döner. Her millet kendi ruhunda huzurludur. Her insan kendi kökleri üzerinde olduğunda kendi anlamının ve değerinin farkına varır,

 

Yüzyılları birbirine bağlayan ve bir halka olarak birbirine eriştiren bir milletin büyük değerleridir. Bu büyük değerleri tarih silsilesinde, aradan çekip çıkarırsak, bir milleten geriye hiçbir şey kalmaz.

 

Klan toplulukların, en somut örneğiyle Afrika içlerinin Amerikan kıtalaranın, kavimlerinin geçmiş ile tarih ile kültür ve medeniyet ile bağları yoktur, kesiktir. Çünkü önceleri yoktur. Kuzey Afrika'dan İspanya'ya uzanan İslam medeniyetinin yüz aklarından Endülüs uygarlığı bize ait ve bizi tanımlar. Oradan Afrika içlerine yönelir isek ne vardır?

 

Bu büyük dağın, oluşun bir benzeri, bir karşılığından söz edemeyiz. Afrika'yı, uzak Güney Doğu Asya'yı yüzyıllar işgal eden İngilizler, Fransızlar ve İspanyollar uygarlık adına hangi eserleri bıraktılar. Onların en somut karşılığı Amerika'dır. O da uygarsızlıktır.

 

Biz dağımızı seviyoruz, dağımıza güveniyoruz. O da bize. Çünkü biz büyük bir dağa sahibiz.

Biz büyük bir milletiz. Büyüklük adalet iledir, sanat ve düşünce ve eser iledir. Onların hepsi de bizdedir.

 

Yedi iklim...

 

« Geri


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır