|
 |
Kendimizi
tanımlamada ruhu bize ait sözcüklere gereksinim var.
Bizden doğma, biz olan ve bizi tanımlayan.
Sanat ve Edebiyat
genel ve bir üst kavramlar. Kuşatıcı ve fakat
bütünleyici değil. Edebiyatın ve sanatın taşıdığı
anlam ve değer milletten millete, uygarlıktan
uygarlığa farklılıklar içeriyor. Dünyanın bir
uçundan bir diğerine, coğrafî özelliklerde olduğu
gibi inişli çıkıştı, ruhtan ve renk tonları
farklılar içerir.
Üst kavramlar
olan sanat ve edebiyat insanlığın ruh zenginliğini
belirler, Sadece belirlemez kendisiyle birlikte
birbirilerini değerleriyle birlikte
olgunlaştırırlar. Bu değerleri yolculuklarını
bıkmadan, usanmadan sürdürürler. Bir uygarlığın
doğuşu, oluşu, yükselişi kendi sınırlarını aşıcı
etki alanlarını da belirler. Yeryüzünde çok fazla
büyük medeniyet yok. Irk ve kavimler çoktur, coğrafî
sınırları belirlenmiş parça uluslar da. Bunlar
yeryüzü kültürünü, medeniyet sınırlarını belirlemez.
Biz İslam
milletindeniz. İslam kavimlerinin. ulusları var,
geniş bir coğrafyaya yayılıyorlar. Yunus ne kadar
bizim ise Sadi. Necib el-Kıylanî, Ömer Hayyam, Necip
Fazıl, Nazım Hikmet. Cengiz Aytmatov, Hasan bin
Sabit, Mehmed Selimoviç, Ahmade Hane, Cemal Süreyya,
Sezai Karakoç, ikbal ile Mevlana bizimdirler.
Bunların hiçbiri diğerinden ayırt edilemezler.
Renkleri, ses tonları, üslupları, söyleyiş biçimleri
farklı olabilir. Nazım Rusya'da kaldı, orada öldü ve
o topraklara defnolundu diye Rus şairi değildir.
Puşkİn bizim olmadığı gibi. Bunların arasında bir
mü'min edasının farklılığı olabilir. Sonuçta Türkçe
yazan, aslı ve kökü bu topraklara ait olan biri.
Bir milletin
sanat ve edebiyatının bir ruhu var. Milletimizin;
içeriği çeşitli, ruhu zengin, değeri yüksek, anlamı
yüce bir sanatı var. Bir büyük dağ. Görünür
tarafıyla olduğu gibi görünmeyen tarafıyla daha
büyük. Nasıl ki, tarihin başlangıcından beri, aynı
ruhu taşıyan ve kökleri olan bir millet isek, bu
milletin zengin ruhunun eserleri uzama kayıtlıdır.
Hiç biri boşa gitmemiştir. Onların karşılıkları,
yansımalarıyla bize kadar, bizden sonraya kadar
uzanırlar.
Biz bir büyük
milletiz. Dağımız çok yücedir, iç birikimiyle içten
kaynayadurmaktadır. Edebiyat ve sanatımızın da ruh
depremlerinin olması kaçınılmaz, İnsanın olduğu
yerde, yaşadığı sürece kurtlar, börtü böcekler,
yabancılıklar musallat olacak. Ad, Semud
kavimlerinde olduğu gibi en uç durumlar da
yaşanabilecek, işte o zaman bu dağ iç sarsıntısını
dışa vuracak. Hoplatacak, ürkütecek, zarar bile
verecek.
Her şey aslına
döner. Her millet kendi ruhunda huzurludur. Her
insan kendi kökleri üzerinde olduğunda kendi
anlamının ve değerinin farkına varır,
Yüzyılları
birbirine bağlayan ve bir halka olarak birbirine
eriştiren bir milletin büyük değerleridir. Bu büyük
değerleri tarih silsilesinde, aradan çekip
çıkarırsak, bir milleten geriye hiçbir şey kalmaz.
Klan
toplulukların, en somut örneğiyle Afrika içlerinin
Amerikan kıtalaranın, kavimlerinin geçmiş ile tarih
ile kültür ve medeniyet ile bağları yoktur,
kesiktir. Çünkü önceleri yoktur. Kuzey Afrika'dan
İspanya'ya uzanan İslam medeniyetinin yüz aklarından
Endülüs uygarlığı bize ait ve bizi tanımlar. Oradan
Afrika içlerine yönelir isek ne vardır?
Bu büyük dağın,
oluşun bir benzeri, bir karşılığından söz edemeyiz.
Afrika'yı, uzak Güney Doğu Asya'yı yüzyıllar işgal
eden İngilizler, Fransızlar ve İspanyollar uygarlık
adına hangi eserleri bıraktılar. Onların en somut
karşılığı Amerika'dır. O da uygarsızlıktır.
Biz dağımızı
seviyoruz, dağımıza güveniyoruz. O da bize. Çünkü
biz büyük bir dağa sahibiz.
Biz büyük bir
milletiz. Büyüklük adalet iledir, sanat ve düşünce
ve eser iledir. Onların hepsi de bizdedir.
Yedi iklim...
|