|
İp
Pencereden
dışarıya baktı.
Yine
oradaydılar.
Bunlar da fazla
oluyorlar, diye
düşündü. Şehrin
en
güçlülerindendi;
Öfkeyle fırladı
dışarı.
Bildiği bütün
küfürleri
savurdu.
Onlar yapmakta
olduklarına
devam ettiler.
Bildiği bütün
küfürleri
savurdu.
Cehaletine
verdiler, vakur
davranmaya devam
ettiler.
Cehalet onun
ellerinde
güvendeydi.
Onların
ümitsizliğe
düştüğü anlar
oluyor;
kalplerini yeis
kaplıyordu.
Bildiği bütün
küfürleri
savurdu: "Madem
öyle" diye
bağırdı. "gökten
taş yağdır
başıma. Ya da
daha da can
yakıcı bir
azap,"
Avenesini
toplayıp ıslık
çalarak, et
çırparak; dönüp
durdular
meydanda.
Boyunlarında
hurma lifinden
yapılmış bir ip.
Diriliş
Kalabalık bir
gurup ağız ağza
vermiş
gülüşüyorlardı.
-Bak sen,
diyorlardı;
demek biz
kemiğe, toza
toprağa
dönüştükten
sonra, gerçekten
yepyeni bir
yaratmayla
diriltileceğiz
öyle mi?
İçlerinden biri
ayağa kalktı ve
hurmanın seyrek
gölgesi altında
bir deri parçası
üzerindeki
ibareyi
okuyanlara
seslendi:
-Bizi kim hayata
geri döndürecek?
Haklılığına o
kadar çok
inanıyordu ki,
verilecek cevabı
dinlemeye bile
lüzum
hissetmedi.
Yüksek sesle
kahkaha attı,
arkadaşları da
ona katıldı. Ne
zaman içlerim,
yüreklerim sıkan
bir sözle
karşılaşsalar
hep bir ağızdan
kahkaha
atıyorlardı.
.
|