HİKAYET

CEMAL ŞAKAR


İp

 

Pencereden dışarıya baktı. Yine oradaydılar.

Bunlar da fazla oluyorlar, diye düşündü. Şehrin en güçlülerindendi; Öfkeyle fırladı dışarı.

Bildiği bütün küfürleri savurdu.

Onlar yapmakta olduklarına devam ettiler.

Bildiği bütün küfürleri savurdu.

Cehaletine verdiler, vakur davranmaya devam ettiler.

Cehalet onun ellerinde güvendeydi.

Onların ümitsizliğe düştüğü anlar oluyor; kalplerini yeis kaplıyordu.

Bildiği bütün küfürleri savurdu: "Madem öyle" diye bağırdı. "gökten taş yağdır başıma. Ya da daha da can yakıcı bir azap,"

Avenesini toplayıp ıslık çalarak, et çırparak; dönüp durdular meydanda.

Boyunlarında hurma lifinden yapılmış bir ip.

 

Diriliş

 

Kalabalık bir gurup ağız ağza vermiş gülüşüyorlardı.

-Bak sen, diyorlardı; demek biz kemiğe, toza toprağa dönüştükten sonra, gerçekten yepyeni bir yaratmayla diriltileceğiz öyle mi?

İçlerinden biri ayağa kalktı ve hurmanın seyrek gölgesi altında bir deri parçası üzerindeki ibareyi okuyanlara seslendi:

-Bizi kim hayata geri döndürecek? Haklılığına o kadar çok inanıyordu ki, verilecek cevabı dinlemeye bile lüzum hissetmedi. Yüksek sesle kahkaha attı, arkadaşları da ona katıldı. Ne zaman içlerim, yüreklerim sıkan bir sözle karşılaşsalar hep bir ağızdan kahkaha atıyorlardı.

.

 

| Devamı Yedi İklim Dergisi'nde |

« Geri


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır