|
 |
Ve zaman akar,
mevsimler döner. Kimi zaman gün ve ay ışığı belirir,
mekan aydınlanır. Kimi zaman perdelenir, karanlıklar
çöker. Her an, her mevsim insana bir şeyler katar,
bir şeyler de alır götürür. Mekana renk ve şekil
veren, onu insanla bezeyen tanrısal güç. İnsan
nedir, konumu nasıldır, sorumluluğu nerede baslar
nerede biter, biter mi'? Vehmin ötesinde, bilinç
duygusunun yer ettiği bir halin inceliğinde yaşamak.
Şimdi ile gelecek
arasındaki bağ, yani an birçok olguyu anlamlandırır.
Gül ayında topraktan fışkıran, fışkıracak olan,
adına dirim diyeceğimiz bir başlangıç, bir hayat,
bir öz bulunur. Temkin, dikkat, duyarlık ve incelik
gerek. Gül ayı, onu bize tanımlayan şey neyse işte
o.
Zaman nasıldır,
niçindir? Zamana renk veren onu tanımlayan nedir ve
kimdir? Sayısız yılların bilinmezliğinde ilk
atamızın toprağa ayak basmasıyla başlar her şey.
Sevgi de, aşk da, günah da, katl de, ihanet de.
Toprağa değen ayak, onu okşayan el bir şeylere renk
verir kendiyle birlikte.
Hayat hem
yaşanır, hem öğrenilir, hem de öğretilir. Bir el
bize uzanmasa, bir ele tutunmasak, bir yol
göstericiye, bir veliye, bir öncüye, bir sultana,
bir şaire dahası bir sevgiliye...
Dünyanın odağında
olan sevgili gül ile tanımlanır Güzeller güzeli
güzelliklerle anılır. Gül,,, bir güzellik senfonisi,
bir koku armonisi, bir göz albenisi, bir ruh
esenliği. Sevgili bir şeyle tanımlanınca, o ona
aittir ancak. Edeben o şeyi bir başkasına
atfedilemez. Osmanlı edebin ve adabın bir özü.
Camilerine, çinilerine gül işlenmez, lale islenir.
Gül sevgiliye ait olunca ancak onunla tanımlanır ve
ona ait kılınır.
Ruhun fethinde
içimize ışıyan şey gülden hallenir, beslenir. Ressam
Bellini' nin Sultan Fatih'i çizerken onun eline
tutuşturduğu gül, hak edilmiş bir muştudur. Çünkü
Fatih'in kendisi muştu, muştulanmış bir muştu. Henüz
kundaklayken, gül alıp gül satan bir büyük velinin
işareti de geleceğin sultanınadır. Bir çağa ve
zamanın büyük bir kesitine adım yazdıran Sultan
Mehmed Celebi (Falih) bu ayda yürürken İlk adımını
bir Cuma günü atar ve İstanbul'a yürür. Her adım
kutluluklar içermeli, büyük fatihlerin gerçekleşmesi
için.
Zamana renk ve
sıfat veren, özgünlük katan güzelliklerdir. Bir gün,
bir ay, ya da bir an durup dururken anlam kazanmaz.
Zamana, yanı güne, saate, aya, mevsime mana katan
insandan sadır olan güzelliklerdir. İstanbul'un
fethidir gül ayı- Doğu ve güneydoğuda bu aya gülan
denir-Üstatlarımızdan Necip Fazıl ile Sezai
Karakoç'un doğduğu ay. Bu ay dirilişin habercisi.
Bülbüllerin coştuğu zaman. Aşkın ve sevdanın doruğa
ulaştığı ay.
Bir ayı güle
çeviren ve ayı kutlulayan büyük oluşlardır. Büyük
oluşları sağlayan büyük velilerin, kumandanların,
sairlerin, düşünürlerin ayıdır gül ayı. Mekanımız
da, topraklarımızda, coğrafyamızda ve tarihimizde
zamana renk veren bu oluşlar olmasa o ayı nasıl ve
niçin tanımlayacağız.
Nasipten öte bir
şey yoktur, olamaz. Kader zorlanmaya gelmez. Güneşi
Tersine çevirmek, samanı döndürmek kimin haddine,
insana düsen, kendi kaderine rıza göstermek, ama
kaderinin gereğini hakkıyla yerine getirmek.
Bize düşen Gül
ayında, gül mevsiminde, gül yolundan ve ruhundan
geldiğimizi bilmek,
Güle ve bülbüle
eşlik etmek. Gülistanımıza bir bahçıvan olmak. Gül
dermek, gül devşirmek, gül koklamak, gül sunmak.
Yedi iklim...
|