EDİTÖR den...

Gül ayı Gülen ayı

Ali Haydar HAKSAL


Ve zaman akar, mevsimler döner. Kimi zaman gün ve ay ışığı belirir, mekan aydınlanır. Kimi zaman perdelenir, karanlıklar çöker. Her an, her mevsim insana bir şeyler katar, bir şeyler de alır götürür. Mekana renk ve şekil veren, onu insanla bezeyen tanrısal güç. İnsan nedir, konumu nasıldır, sorumluluğu nerede baslar nerede biter, biter mi'? Vehmin ötesinde, bilinç duygusunun yer ettiği bir halin inceliğinde yaşamak.

Şimdi ile gelecek arasındaki bağ, yani an birçok olguyu anlamlandırır. Gül ayında topraktan fışkıran, fışkıracak olan, adına dirim diyeceğimiz bir başlangıç, bir hayat, bir öz bulunur. Temkin, dikkat, duyarlık ve incelik gerek. Gül ayı, onu bize tanımlayan şey neyse işte o.

Zaman nasıldır, niçindir? Zamana renk veren onu tanımlayan nedir ve kimdir? Sayısız yılların bilinmezliğinde ilk atamızın toprağa ayak basmasıyla başlar her şey. Sevgi de, aşk da, günah da, katl de, ihanet de. Toprağa değen ayak, onu okşayan el bir şeylere renk verir kendiyle birlikte.

Hayat hem yaşanır, hem öğrenilir, hem de öğretilir. Bir el bize uzanmasa, bir ele tutunmasak, bir yol göstericiye, bir veliye, bir öncüye, bir sultana, bir şaire dahası bir sevgiliye...

Dünyanın odağında olan sevgili gül ile tanımlanır Güzeller güzeli güzelliklerle anılır. Gül,,, bir güzellik senfonisi, bir koku armonisi, bir göz albenisi, bir ruh esenliği. Sevgili bir şeyle tanımlanınca, o ona aittir ancak. Edeben o şeyi bir başkasına atfedilemez. Osmanlı edebin ve adabın bir özü. Camilerine, çinilerine gül işlenmez, lale islenir. Gül sevgiliye ait olunca ancak onunla tanımlanır ve ona ait kılınır.

Ruhun fethinde içimize ışıyan şey gülden hallenir, beslenir. Ressam Bellini' nin Sultan Fatih'i çizerken onun eline tutuşturduğu gül, hak edilmiş bir muştudur. Çünkü Fatih'in kendisi muştu, muştulanmış bir muştu. Henüz kundaklayken, gül alıp gül satan bir büyük velinin işareti de geleceğin sultanınadır. Bir çağa ve zamanın büyük bir kesitine adım yazdıran Sultan Mehmed Celebi (Falih) bu ayda yürürken İlk adımını bir Cuma günü atar ve İstanbul'a yürür. Her adım kutluluklar içermeli, büyük fatihlerin gerçekleşmesi için.

Zamana renk ve sıfat veren, özgünlük katan güzelliklerdir. Bir gün, bir ay, ya da bir an durup dururken anlam kazanmaz. Zamana, yanı güne, saate, aya, mevsime mana katan insandan sadır olan güzelliklerdir. İstanbul'un fethidir gül ayı- Doğu ve güneydoğuda bu aya gülan denir-Üstatlarımızdan Necip Fazıl ile Sezai Karakoç'un doğduğu ay. Bu ay dirilişin habercisi. Bülbüllerin coştuğu zaman. Aşkın ve sevdanın doruğa ulaştığı ay.

Bir ayı güle çeviren ve ayı kutlulayan büyük oluşlardır. Büyük oluşları sağlayan büyük velilerin, kumandanların, sairlerin, düşünürlerin ayıdır gül ayı. Mekanımız da, topraklarımızda, coğrafyamızda ve tarihimizde zamana renk veren bu oluşlar olmasa o ayı nasıl ve niçin tanımlayacağız.

Nasipten öte bir şey yoktur, olamaz. Kader zorlanmaya gelmez. Güneşi Tersine çevirmek, samanı döndürmek kimin haddine, insana düsen, kendi kaderine rıza göstermek, ama kaderinin gereğini hakkıyla yerine getirmek.

Bize düşen Gül ayında, gül mevsiminde, gül yolundan ve ruhundan geldiğimizi bilmek,

Güle ve bülbüle eşlik etmek. Gülistanımıza bir bahçıvan olmak. Gül dermek, gül devşirmek, gül koklamak, gül sunmak.

Yedi iklim...

 

« Geri


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır