NECİP FAZIL'DA 1933 ÖNCESİ METAFİZİK ÜRPERTİ

ALİ HAYDAR HAKSAL


 

Necip Fazıl şiiri, sanatı ve düşüncesiyle bir bütündür. Bu, bütün yaşamı boyunca etkisini ve varlığını sürdürür. Onu dönemlere bölmek ne kadar doğrudur, buna bakmak gerekir.

 

Ondaki metafizik ürperti, gerilim çocukluğundan itibaren belirir, kimi imgelerle ile bu, bir leitmotiv'e dönüşür. Necip Fazıl bütünlüğünü göz önünde bulundurarak 1931 öncesi şiirinin üzerinde duracağız. Bunun için de 1932 tarihli Ben ve Ötesi kitabından yola çıkacağız, şiirlerinin İlk hali ve ilk dönemim merkez alacağız. Üstat Necip Fazıl, ilk baskı kitabındaki kimi şiirlerini sonraki baskılarda çıkarmış, birçoğunun üzerinde değişiklikler yapmış. Hatta kimi şiirlerini kitabına almadığı gibi reddetmiş. Şiirlerinin son halinin ölçü alınmamasını da önermiş. Buna rağmen, Üstad'a olan bağlılığımız ve sadakatimize rağmen, ruhaniyetine sığınarak ilk dönem şiirlerinden yola çıkarak önemli bir yanlış algılamayı, ileri sürülen yanlış tezleri gidermeyi amaçlıyoruz.

 

Necip Fazıl'ın en önemli yönlerinden biri hayat ve sanatındaki bütünselliğidir. Bazı durumlar onda belirleyicidir. Bu anları bilmeden, ya da atlayarak konuyu kavramada zorlanılır. Kardeşi Selma'nın ölümü, dedesinin ölümü, babasının evini terk etmesi ve ilgisizliği, sorumsuzluğu, annesinin böylesi bir durumdaki çaresizliği ve mazlumluğu, çok odalı bir köşkteki evin çocuk Necip Fazıl üzerindeki etkileri... Bunların getirdiği metafizik ürperti hayatinin bütününe yayılır ve bu onunu ruhunda derin etkiler uyandırır, titreşimler olarak dışa vurur. Şiirlerine konu olan, ana başlıklar halinde beliren imgeler de bunu gösterir...

 

 

| Devamı Yedi İklim Dergisi'nde |

« Geri


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır