EDİTÖR den...

Kalem ve kalem

Ali Haydar HAKSAL


Söz ile başlanır hayata. İlki bir ağlamadır, bir sestir. Sevincin ötesinde bir ses ile karşılık verilir. Gözün ışıldaması parlaması bile acı iledir böylesi bir anda. Sözle başlanır güne ve zamana. Sözle esenlenir, sözle öfkelenilir, konuşulur, anlaşılır. Aşk söz İle ifade edilir, içten gelen bir ses ile karşılık bulur, ses ile buluşur, sevişir. Söz sözü açar, söz söze ulanır, ses ses ile çarpışır, söz söz ile kucaklaşır. Bir bebenin ilk ses verişi söz iledir. Sesler söz ile şekillenir, aşk olur. sevda otur, gül olur, bülbül olur. Doğada her varlık kendini ses ile tanımlar dersek abartmış mı oluruz? Taşın sesi nasıldır, nedir? Ona ruh veren ses nerededir, nicedir?

Taş, kaya seslerinde bir sertlik var. Birden bu ruhumuza yansır ve karşılık bulur. Pamuk, çiçek ve esinti yumuşar bize döner. Nesneleri sertleştiren sesleri mi, ruhları mı, nesnelerin kendisi mi?

Altı milyar insanın yaşadığı bir zamandayız. Kaç yüz bin yıl geride kaldı bilinmez. Kaç bin milyar insan devirler halinde geçti? Kaç milyar insan onca sene ses verdi. Bu sesler nerede, yitip gitti mi? Bu seslerin sahiplerinin bedenleri toprakla karılırken, ruhları sonsuzluk uzamında seyir halinde iken sesleri nereye uçtu? Yiter mi bu sesler, uzamda mı, kayıtta mı?

"Söz uçar yazı kalır" deyimi dilimizde. Sözün kaleme dökülemeyeni.. Öyle bilinir. Oysa hiçbir şey boşlukta değildir, hiçbir şey yokluğa terk edilmemiştir kalem yaratılalı beri. İnsanın ilk sözünü söyleyen bir atası var. İlk kelam buyrulduğunda İlk kalem işledi. Kalem melekleri kelamı zapta aldılar. Her ses; iyisi kötüsü, günahı sevabıyla bir eylemdir, Her eylem, her söz kayda geçti. Söz zincirinin halkaları birbirine ulanarak ilk zamandan bu zamana ulaştı.

Atamız Adem peygamber İlklerin de atası. Ona sahifeler geldi, eline tutuşturuldu. İlk, aşk, ilk acı, ilk hüzün, ilk trajedi onda zuhur etti. İlk kalem ile ilk söz onda kayda geçti, ilk şiir onda kendini buldu.

Kalem sözün belgiti, söz ise kalemin can suyu. Ruhu, kanı, canı, Ne kalem sözsüz olur ne söz kalemsiz. Kalem insanın önü sıra, ardı sıra, yanı sıra gider gelir, insanı insana ular. İnsanı cana ve canana.

Gökyüzü yaprağında sayının sınırını, içeriğini ve ruhunu bitmediğimiz seslerin ve sözlerin kaydı durur. Her insanın söz ve eylem melekleri var. Her insanın geçmişi orada kayıttadır. Ne insan boşluğa salınmış bir varlık, ne söz uzama terk edilmiş, ne ses nedensiz çıkmış.

Ey kalem kelamı kayda geçtiğin için seni selamlıyorum.

Ey kalem beni bana tanıtladığın için.

Ey kalem sevgiliyi bana tanıttığın.

Beni sevgilinin yoluna aşkla düşürdüğün İçin...

Şiirimi, acımı, türkümü, derdimi, sevdamı, kederimi, sevincimi, hüznümü.. beni bana uladığın için. Beni ben olarak sunduğun.

Sol kalem katibi beni görme, kusurlarımı, yanlışlarımı, günahlarımı. Benden uzak dur.

Ey ben kalemini güzele, iyiye, hoşa, ranaya, efsuna, sevaba yönelt. Ben kamışlıktan kesilen bir sesim, bir inilti, bir fısıltı. Beni bana, beni sözün, kelamın ve kalemin sahibine ve sevgiliye yönelt Beni ben olarak tanımla,

Yedi iklim...

« Geri

 


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır