|
 |
Söz ile başlanır
hayata. İlki bir ağlamadır, bir sestir. Sevincin
ötesinde bir ses ile karşılık verilir. Gözün
ışıldaması parlaması bile acı iledir böylesi bir
anda. Sözle başlanır güne ve zamana. Sözle
esenlenir, sözle öfkelenilir, konuşulur, anlaşılır.
Aşk söz İle ifade edilir, içten gelen bir ses ile
karşılık bulur, ses ile buluşur, sevişir. Söz sözü
açar, söz söze ulanır, ses ses ile çarpışır, söz söz
ile kucaklaşır. Bir bebenin ilk ses verişi söz
iledir. Sesler söz ile şekillenir, aşk olur. sevda
otur, gül olur, bülbül olur. Doğada her varlık
kendini ses ile tanımlar dersek abartmış mı oluruz?
Taşın sesi nasıldır, nedir? Ona ruh veren ses
nerededir, nicedir?
Taş, kaya seslerinde bir
sertlik var. Birden bu ruhumuza yansır ve karşılık
bulur. Pamuk, çiçek ve esinti yumuşar bize döner.
Nesneleri sertleştiren sesleri mi, ruhları mı,
nesnelerin kendisi mi?
Altı milyar insanın
yaşadığı bir zamandayız. Kaç yüz bin yıl geride
kaldı bilinmez. Kaç bin milyar insan devirler
halinde geçti? Kaç milyar insan onca sene ses verdi.
Bu sesler nerede, yitip gitti mi? Bu seslerin
sahiplerinin bedenleri toprakla karılırken, ruhları
sonsuzluk uzamında seyir halinde iken sesleri nereye
uçtu? Yiter mi bu sesler, uzamda mı, kayıtta mı?
"Söz uçar yazı kalır"
deyimi dilimizde. Sözün kaleme dökülemeyeni.. Öyle
bilinir. Oysa hiçbir şey boşlukta değildir, hiçbir
şey yokluğa terk edilmemiştir kalem yaratılalı beri.
İnsanın ilk sözünü söyleyen bir atası var. İlk kelam
buyrulduğunda İlk kalem işledi. Kalem melekleri
kelamı zapta aldılar. Her ses; iyisi kötüsü, günahı
sevabıyla bir eylemdir, Her eylem, her söz kayda
geçti. Söz zincirinin halkaları birbirine ulanarak
ilk zamandan bu zamana ulaştı.
Atamız Adem peygamber
İlklerin de atası. Ona sahifeler geldi, eline
tutuşturuldu. İlk, aşk, ilk acı, ilk hüzün, ilk
trajedi onda zuhur etti. İlk kalem ile ilk söz onda
kayda geçti, ilk şiir onda kendini buldu.
Kalem sözün belgiti, söz
ise kalemin can suyu. Ruhu, kanı, canı, Ne kalem
sözsüz olur ne söz kalemsiz. Kalem insanın önü sıra,
ardı sıra, yanı sıra gider gelir, insanı insana
ular. İnsanı cana ve canana.
Gökyüzü yaprağında
sayının sınırını, içeriğini ve ruhunu bitmediğimiz
seslerin ve sözlerin kaydı durur. Her insanın söz ve
eylem melekleri var. Her insanın geçmişi orada
kayıttadır. Ne insan boşluğa salınmış bir varlık, ne
söz uzama terk edilmiş, ne ses nedensiz çıkmış.
Ey kalem kelamı kayda
geçtiğin için seni selamlıyorum.
Ey kalem beni bana
tanıtladığın için.
Ey kalem sevgiliyi bana
tanıttığın.
Beni sevgilinin yoluna
aşkla düşürdüğün İçin...
Şiirimi, acımı, türkümü,
derdimi, sevdamı, kederimi, sevincimi, hüznümü..
beni bana uladığın için. Beni ben olarak sunduğun.
Sol kalem katibi beni
görme, kusurlarımı, yanlışlarımı, günahlarımı.
Benden uzak dur.
Ey ben kalemini güzele, iyiye,
hoşa, ranaya, efsuna, sevaba yönelt. Ben kamışlıktan
kesilen bir sesim, bir inilti, bir fısıltı. Beni
bana, beni sözün, kelamın ve kalemin sahibine ve
sevgiliye yönelt Beni ben olarak tanımla,
Yedi iklim...
« Geri
|