|
Kim bilir hangi
mevsimde dile
gelmiştir
hüzün?.. Belki
de sarı solgun
meyali,
renklerin o en
hazin yüzüyle
birden
gülümseyivermiştir
şirin ve bir o
kadar edalı
penceresinden
Yeşilçam
bizlere...
Özlenen bir
Sonbahar'da
merhaba
deyivermiştir
hayatımıza
dalışların en
içten haliyle
dalıp, kimbilir...
Görmek
istediğimiz
haliyle bakarız
ya, hani aynaya
yansıyan hüznün
yüzüne... işte o
misal... Bizse
onun, o hüzün
dolu yüzünde
görmüşüzdür
belki; masum bir
çocuğun
yüreğini,
yaşamın
zorluğunun
yıllarla kurduğu
dostluğa şahit
olup çizgili
yüzlerdeki
manasını çoktan
kavramışızdır
artık... Bu
vakit, bu
zamanda...
Bir efsane...
Bir Nostaljidir
tutturuvermişizdir
ki bu inadımız
bir hayli
yerinde
olmuştur;
nitekim hep
Yeşilçam'dan
evimize doğan
güneşi izlemekle
geçen
çocukluğunuz
söylemiştir bunu
bizlere...
O güneş ki,
doksan yılı
aşkındır,
aklımızda kalan
o sımsıcak
“Nostaljik
Kareler” de bize
her zaman
gülümsemeyi
ihmal,
etmemiştir;
kendine has
küçük ama yüreği
engin
penceresinden..
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|