|
 |
Dostoyevski
okurları olarak,
1970'li
öğrencilik
yıllarımızda
bizleri
mutlandıran ve
heyecanlandıran
yanları
olmuştur.
Dostoyevski
sever ve hayranı
olarak
romanlarına,
öykülerine ve
ona ait her
metne
dadandığımız
yıllarda
dikkatimizi
çeken
Müslümanlara
olan bakışı,
Romanlarında
kimi zaman
"Türkler" den
söz eder. Bir
iki cümleyle ya
da paragrafla
geçer. Bunlar
çok da belirgin
değil. Ancak
dikkatimizi
çeken ve bizi
daha da
yakınlaştıran
Ölü Bir Evden Hatıralar'ında
hapishane
arkadaşı Ali'den
sevgiyle söz
edişi. Ona olan
yaklaşımı
oldukça nesnel
ve sıcak. Bu
yaklaşım onu
daha çok
sevmemize
nedendi. Elbette
bir sanatçının
eserini okurken
ondan haz alır,
besleniriz ya da
okumuş oluruz.
Bunların her
birinin bir
karşılığı
bulunur.
Dostoyevski'nin
iyi bir
Hıristiyan ve
Ortodoks
olduğunu
biliyoruz.
Sibirya sürgünü
sonrası
eserlerinde bu
çok daha
belirgin. Rus
insanı
Önceliklidir
onda. Ortodoks
Hıristiyanlar
dışında başka
ırk ve dinlerden
de söz eder.
Ortodokslar asıl
Hıristiyanlardır
onun gözünde,
Katolikleri
nerdeyse
Hıristiyan bile
kabul etmez.
Onlara çok ağır
eleştiriler
getirir, hatta
onları kafir
olarak niteler.
En ağır
eleştirdiği ve
hedef aldığı bir
millet
Yahudilerdir.
Onlara karşı çok
daha
acımasızdır.
Eserlerinde
olumsuzlanırlar.
Müslümanlara
olan yaklaşımım
biz eserlerine
serpiştirilmiş
ara cümleler,
keskin
bakışlardan yer
yer olumsuz
tutumunu
biliyorduk. Bir
yazarın,
düşünürün,
sanatçının bir
başka millete
olan bakışındaki
nesnellik
yaklaşımından
belli olur. Kimi
eserler vardır
ki sanatçının
dünyasını,
aradığımız
anlamda ele
vermeyebilir.
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|