|
Her oluş bir sebebe
bağlı. Hiçbir şey nedensiz değil.
Zamanlar ve dönemler
renkler taşır. Renklerin oluşu, fonları, seslerin
ritimleri, usulleri ve tarzları da bir nedene
bağlıdır.
Son yüzyıllar insanlığın
talihsiz dönemleri. İnsanlık tarihinin en karanlık
çağı. Bunu oluşturanlar da insanlar. Kuyusunu kazan,
idam ipini geren ve sehpasını hazırlayan, kendini
karanlığa boğan da kendisi, Cenneti de cehennemi de
kendisi. Karanlığın karanlıkla çarpışmasından ve
çatışmasından söz edemeyiz, Karanlığı dağılan,
çatışma çarpışmaları ve gerilimleri de ortadan
kaldıran insan.
Aydınlık ruh aydınlıktan
beslenirce oluşur. Büyük ve aydınlık medeniyetin
simgeleri kendindedir. Kendisini kendisi besler. Bir
medeniyete sur, gül ve anlık sunan ruh onu
kendisiyle birlikle büyütür, Hasan bin Sabit’e, Lebid'e
si ir ruhsatı veren yeryüzü Efendisi, yeryüzünün
yaratılış nedeni güzeller güzeli insan… İnsanlığa
şiir izin verdi. Şiir bir karsı koyuş, bir direniş,
bir özgünlük, bir istihza, bir tebessüm, bir hiciv,
bazen de bir öfke, bir hayret ve uyanış nedeni.
Hayatın inceliklerim içinde taşır.
Karanlık yüzlü bir
yüzyılın karmaşasına bir hayret nidası gerek.
Sebeb Ey... Bir hayret
mi, bir uyarı mı, bir anımsayış mı? Bütün bunları
sahiplenmek ve onunla anılmak da bir lütuf olsa
gerek Şiir soluğunda ve şiir sesinde,
Şiir güzelliktir.
Güzellik hayatımızın en temel ilkesi. Şiirle hayal
ve ruh buluyoruz. Şiirle sur gibi yasıyoruz.
Erdem Bayazıt bir
yüzyılın karmaşasında kendisi ne özgü ve düşen bir
sesi yakaladı. Sebeb Ey! Diye ünledi. Bu ses bir
başkasından tevarüs etse de, bir yüzyılda ve bir
dönemde Erdem Bayazıt'la karşılık buldu. Şiirle
kayıt düşmek başlı başına bir incelik ve özgünlük.
Cağın ruhuna dadanmış karanlıkları dağılmanın bir
yolu var. Güçlü bir soluk, bir beş, bir içleniş.
Şimşek yalımları
gökyüzünün ruh damarları. İçimizi bir anda delip
geçer. Ve birden çekilirler Ruhumuzda derin bir
sarsıntı olur, bir ürperiş anı yaşanır. Beklenmedik
bir duygu akışı yaşanır. İnsan zamanla toparlanır,
olanı biteni derinden kavrar.
Toprak yağmurla kendini
bulur, kabarır, kendinden filizler verir. Ve hayret
işte o zaman uyanır. Bunların her biri nedenlere
bağadır, her şeyin, oluşun bir seslenişi vardır.
Eşyanın dilini yakalamak ise bir nasip işi.
Hazar gölü kıyısında
"Hazar şiir günlerine" davette bir yumaktık birkaç
kişi. Birlikle yürüyüş yaptık, söğüt ağaçlarının
altında birlikle oturduk. Risalelerin birinin hayret
dolu seslenişinle suya ses verirken ince bir damar
yakalamış ve sevgiliye seslenmiştin. Orada suların
yüzeyine yitmeyecek yakamozlar bırakmıştın. İçinden
akıp gelen o gür sesin tınısındaki inceliği,
nahifligi ve hatta duyguyu orada o an görmüştüm.
Şiirle şiir dışında bir sesleniş ve bir duygu akışı
Şiiri bir ey uyarısıyla
anımsatan sair, sana selam olsun.
İçimizin hazin
seslenişini yüksek sese dönüştüren şair. Şiir
sesiyle karanlığa keskin yıldırımlarla şavkıyan
güçlü ses sana selam olsun.
Sebeplere seslenişine
selam olsun.
« Geri
|