EDİTÖR DEN

Sebeb Ey...

Ali Haydar HAKSAL


Her oluş bir sebebe bağlı. Hiçbir şey nedensiz değil.

 

Zamanlar ve dönemler renkler taşır. Renklerin oluşu, fonları, seslerin ritimleri, usulleri ve tarzları da bir nedene bağlıdır.

 

Son yüzyıllar insanlığın talihsiz dönemleri. İnsanlık tarihinin en karanlık çağı. Bunu oluşturanlar da insanlar. Kuyusunu kazan, idam ipini geren ve sehpasını hazırlayan, kendini karanlığa boğan da kendisi, Cenneti de cehennemi de kendisi. Karanlığın karanlıkla çarpışmasından ve çatışmasından söz edemeyiz, Karanlığı dağılan, çatışma çarpışmaları ve gerilimleri de ortadan kaldıran insan.

 

Aydınlık ruh aydınlıktan beslenirce oluşur. Büyük ve aydınlık medeniyetin simgeleri kendindedir. Kendisini kendisi besler. Bir medeniyete sur, gül ve anlık sunan ruh onu kendisiyle birlikle büyütür, Hasan bin Sabit’e,  Lebid'e si ir ruhsatı veren yeryüzü Efendisi, yeryüzünün yaratılış nedeni güzeller güzeli insan… İnsanlığa şiir izin verdi. Şiir bir karsı koyuş, bir direniş, bir özgünlük, bir istihza, bir tebessüm, bir hiciv, bazen de bir öfke, bir hayret ve uyanış nedeni. Hayatın inceliklerim içinde taşır.

 

Karanlık yüzlü bir yüzyılın karmaşasına bir hayret nidası gerek.

 

Sebeb Ey... Bir hayret mi, bir uyarı mı, bir anımsayış mı? Bütün bunları sahiplenmek ve onunla anılmak da bir lütuf olsa gerek Şiir soluğunda ve şiir sesinde,

 

Şiir güzelliktir. Güzellik hayatımızın en temel ilkesi. Şiirle hayal ve ruh buluyoruz. Şiirle sur gibi yasıyoruz.

 

Erdem Bayazıt bir yüzyılın karmaşasında kendisi ne özgü ve düşen bir sesi yakaladı. Sebeb Ey! Diye ünledi. Bu ses bir başkasından tevarüs etse de, bir yüzyılda ve bir dönemde Erdem Bayazıt'la karşılık buldu. Şiirle kayıt düşmek başlı başına bir incelik ve özgünlük. Cağın ruhuna dadanmış karanlıkları dağılmanın bir yolu var. Güçlü bir soluk, bir beş, bir içleniş.

 

Şimşek yalımları gökyüzünün ruh damarları. İçimizi bir anda delip geçer. Ve birden çekilirler Ruhumuzda derin bir sarsıntı olur, bir ürperiş anı yaşanır. Beklenmedik bir duygu akışı yaşanır. İnsan zamanla toparlanır, olanı biteni derinden kavrar.

 

Toprak yağmurla kendini bulur, kabarır, kendinden filizler verir. Ve hayret işte o zaman uyanır. Bunların her biri nedenlere bağadır, her şeyin, oluşun bir seslenişi vardır. Eşyanın dilini yakalamak ise bir nasip işi.

 

Hazar gölü kıyısında "Hazar şiir günlerine" davette bir yumaktık birkaç kişi. Birlikle yürüyüş yaptık, söğüt ağaçlarının altında birlikle oturduk. Risalelerin birinin hayret dolu seslenişinle suya ses verirken ince bir damar yakalamış ve sevgiliye seslenmiştin. Orada suların yüzeyine yitmeyecek yakamozlar bırakmıştın. İçinden akıp gelen o gür sesin tınısındaki inceliği, nahifligi ve hatta duyguyu orada o an görmüştüm. Şiirle şiir dışında bir sesleniş ve bir duygu akışı

 

Şiiri bir ey uyarısıyla anımsatan sair, sana selam olsun.

 

İçimizin hazin seslenişini yüksek sese dönüştüren şair. Şiir sesiyle karanlığa keskin yıldırımlarla şavkıyan güçlü ses sana selam olsun.

 

Sebeplere seslenişine selam olsun. 

 

« Geri

 


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır