|
Bir yanda kar
gibi serin ve
serazad bir ruh;
bir yanda bir
yanardağ gibi
her an parlamaya
hazır bir yürek.
Erdem Beyazıt'ın
kelimelerinde
bir yangın gibi
kendi
küllerinden
yeniden
alevlenen ruh
birden yine
kendi tezadına
bürünüverir. Bu
tezad hali
sairlerde fıtrî
olmakla
birlikte, bir
vicdanî temelden
beslenmedikçe
bir nimet olarak
ihsan ediliş
gayesine hizmet
etmez. Şiirin
muhtaç olduğu
nimet fitraten
ihsan edilir;
ancak vicdan
sairin kendi
kalbiyle
kazanılır. Çünkü
yaratıcının bize
bir arada
duyurduğu
sıfatları Rahîm
ve Kahhar, Evvel
ve Ahir ve b.g.
asıl ismindeki
kuşatıcı
merhametten ayrı
bir vasıf
belirtmez. Günah
ve tövbe
arasındaki
mesafe şairin:
"Anlamadım
bu feleğin işini
/ Ben sağa
zorlarım sola
çevrilir"
dediği gibi
ilahî rahmet
İnsanlar ne
kadar günaha
çevrilseler de
hep merhamet
tarafına çeker.
Erdem Beyazıt'ta
görünen tezad bu
cinsten bir
tezattır.
Bunları O'nu
yakından
tanımamı
sağlayan bir
olayı
hatırlayarak
yazıyorum.
1967/68 ders
yılının
ortalarıydı.
D,T.C.
Fakültesinin
önünde simit
satan dokuz on
yaşlarında bir
çocuğun
simitleri
zabıtalar
tarafından
tablasıyla
birlikte
çimlerin üzerine
dağıtılmıştı.
Çocuk simitlerim
toparlamaya
çalışırken
zabıta da çocuğu
Belediyenin
arabasına
bindirmeye
çalışıyordu. O
anda nasıl
olduysa iri yan
biri zabıtanın
karşısına
dikildi ve
çocuğu
bırakmasını
söyledi.
Ellerinde yerden
topladığı
simitler vardı.
Sonrasını pek
hatırlamıyorum.
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|