ERDEM BAYAZIT'IN ŞİİRİNDE SES VE UNSURLAR
Ali Haydar Haksal


Erdem Bayazıt'ın şiirinde iç içe geçmiş bazı anlam dairelerim, birkaç temel izleğin peşi sıra yapacağımız okumalarla ortaya koymak mümkün gibi görünüyor bana. Bu şiirdeki temel İmgesel öbekleşmelerden biri "doğa" etrafındadır. Doğadaki bazı unsurlar ve durumlar "iç ben"e ait hallerin ifadelendirilmesinde birer imge değeri yüklenmektedir. Sabır, oruçlu bir günün sonunda "bendinden boşanmış bir nehir" gibi salıverilir. Bayram günleri donanan çocukların yüreği "su" gibi yumuşar. Annelerin çocuklarım çağıran sesleri "bir bahar yağmuru"nu andırır. "Sair ben" "kayaları kelimeler olan gamdan dağlar kurma"yı tasarlar; sonra da "gam dağlama çıkıp naralar atma"yı,.. Acı, bir hançer ağacı gibi büyür içerde. Güvercin, at gibi doğa varlıkları da imgeleştirmenin birer öğesi olarak görünürler bu şiirde. Toprağın sıkışıp sıkışıp taşarak renk olması tarlada; ya da ağaç bedenlerinde yerden göğe doğru akan incecik ırmaklar, bu şiirde, kendileri olmanın ötesinde anlamlar yüklenmektedir.

 

Her yerde ve her şeyde saatin tıkır tıkır işlediği bilinci vardır Bayazıt şiirinde. Bu bakımdan, doğanın, özgür varoluşun zıddı olarak belirir "şehir". Böylece şehir hareketin zıddı olan donma ("heykel") ve betonlaşma ile ifadesini bulur; ölüdür. Bir doğa parçası olarak gök/gökyüzü ayrı bir anlam kazanır şehirde, idam sehpasına giden adamın göğe bakmayı unutması, o an onu izleyen "ben"i boğacak bir durum olarak çıkar ortaya. Bunun için göğü kapatan çatılan elleriyle yıkar o. Sair bu ölüm mekanında boğulmaktadır. Parkın ağaçları bile doğasını kaybetmiş varlıklara dönüşmüş, kendisini doğanın bir parçası olarak gören şairi anlamamaktadırlar. Bu şiirde gelmekte olan bir dirilme zamanı, çok yaygın bir benzetmeyle; doğanın dirilişiyle anlatılır. Bu tabloyu bireysel bir hal olarak duyumsamamızı ifadelerdeki lirik atılış sağlar;

 

 

| Devamı Yedi İklim Dergisi'nde |

« Geri

 


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır