|
 |
Erdem Bayazıt'ın
şiirinde iç içe
geçmiş bazı
anlam
dairelerim,
birkaç temel
izleğin peşi
sıra yapacağımız
okumalarla
ortaya koymak
mümkün gibi
görünüyor bana.
Bu şiirdeki
temel İmgesel
öbekleşmelerden
biri "doğa"
etrafındadır.
Doğadaki bazı
unsurlar ve
durumlar "iç
ben"e ait
hallerin
ifadelendirilmesinde
birer imge
değeri
yüklenmektedir.
Sabır, oruçlu
bir günün
sonunda
"bendinden
boşanmış bir
nehir" gibi
salıverilir.
Bayram günleri
donanan
çocukların
yüreği "su" gibi
yumuşar.
Annelerin
çocuklarım
çağıran sesleri
"bir bahar
yağmuru"nu
andırır. "Sair
ben" "kayaları
kelimeler olan
gamdan dağlar
kurma"yı
tasarlar; sonra
da "gam dağlama
çıkıp naralar
atma"yı,.. Acı,
bir hançer ağacı
gibi büyür
içerde.
Güvercin, at
gibi doğa
varlıkları da
imgeleştirmenin
birer öğesi
olarak
görünürler bu
şiirde. Toprağın
sıkışıp sıkışıp
taşarak renk
olması tarlada;
ya da ağaç
bedenlerinde
yerden göğe
doğru akan
incecik
ırmaklar, bu
şiirde,
kendileri
olmanın ötesinde
anlamlar
yüklenmektedir.
Her yerde ve her
şeyde saatin
tıkır tıkır
işlediği bilinci
vardır Bayazıt
şiirinde. Bu
bakımdan,
doğanın, özgür
varoluşun zıddı
olarak belirir
"şehir". Böylece
şehir hareketin
zıddı olan donma
("heykel") ve
betonlaşma ile
ifadesini bulur;
ölüdür. Bir doğa
parçası olarak
gök/gökyüzü ayrı
bir anlam
kazanır şehirde,
idam sehpasına
giden adamın
göğe bakmayı
unutması, o an
onu izleyen
"ben"i boğacak
bir durum olarak
çıkar ortaya.
Bunun için göğü
kapatan çatılan
elleriyle yıkar
o. Sair bu ölüm
mekanında
boğulmaktadır.
Parkın ağaçları
bile doğasını
kaybetmiş
varlıklara
dönüşmüş,
kendisini
doğanın bir
parçası olarak
gören şairi
anlamamaktadırlar.
Bu şiirde
gelmekte olan
bir dirilme
zamanı, çok
yaygın bir
benzetmeyle;
doğanın
dirilişiyle
anlatılır. Bu
tabloyu bireysel
bir hal olarak
duyumsamamızı
ifadelerdeki
lirik atılış
sağlar;
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|