|
 |
Nesneden
uzaklaştığı
giderek kendin
ondan
soyutlamayı
"saflığın ön
şartı olarak
görmeye
başladığında,
gerek kendini
kurmayı
amaçlayan şiir
(geniş anlamda
sanat], kendi
anlam
bütünlüğünü
gerçekleştirebilir
mi? "Nesne"
derken, şiirin
kuruluşunda yer
alan harfleri,
imla ve
işaretleri
kastettiğim
kadar, bunlara
başvurulmadan
ses, mimik vb.
yerine göre im
işlevi
üstlenerek
kuruculuk
sürecinde yer
alan her şeyi
ile
kastediyorum.
Hatta şiirde,
aynı zamanda
sanatta öznelik
konumunda olman
gerekir diye
düşünebilmek
olanları da bir
an için "nesne"
bağlamında farz
ediyorum. Bir
tür gerçekçilik
midir bu? Bir
anlamda Öyle de
denebilir. Ancak
"gerçek"!
irdeleme ve
tanımlama
yöntemiyle
birlikte
algılama ya da
kavramayla
kurulacak özün
farklılığım
kesinkes göz
ardı etmeyen bir
yaklaşım
bağlamında
ortaya
konulabilecek
bir gerçeklik
işe, o taktirde
onaylanabilir.
Gerçekten şiir
(sanat), "nesne"
imiyle
nitelendirmeyi
şimdilik
yeğlediğim
olguyla ilişkisi
ya da
ilişkisizliğine
göre,
olma/olmama
dichotemie ile
yolu çatallanmış
bir bütünlükle
yüz yüze
gelmekten
istiğna edemez
gibi geliyor.
Buradaki
dichotemie, yani
çatallanmışlığa
dikkat etmek
gerekir. Bir
dualisme, yani
ikilem söz
konusu değildir.
Çünkü ikilemle,
doğrudan doğruya
öznenin, konumuz
itibariyle şair
ya da sanatçının
varlığından,
mesela
iradesinden,
duyarlığından,
eşdeyişiyle
bakışından,
seçiminden ve
kararından
kaynaklanan bir
tereddüt,
belirsizlik,
bulanıklık
vardır.
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|