"TABİAT RİSALESİ" NEYİ ANLATIR? -I-
İsmail Kıllıoğlu


Nesneden uzaklaştığı giderek kendin ondan soyutlamayı "saflığın ön şartı olarak görmeye başladığında, gerek kendini kurmayı amaçlayan şiir (geniş anlamda sanat], kendi anlam bütünlüğünü gerçekleştirebilir mi? "Nesne" derken, şiirin kuruluşunda yer alan harfleri, imla ve işaretleri kastettiğim kadar, bunlara başvurulmadan ses, mimik vb. yerine göre im işlevi üstlenerek kuruculuk sürecinde yer alan her şeyi ile kastediyorum. Hatta şiirde, aynı zamanda sanatta öznelik konumunda olman gerekir diye düşünebilmek olanları da bir an için "nesne" bağlamında farz ediyorum. Bir tür gerçekçilik midir bu? Bir anlamda Öyle de denebilir. Ancak "gerçek"! irdeleme ve tanımlama yöntemiyle birlikte algılama ya da kavramayla kurulacak özün farklılığım kesinkes göz ardı etmeyen bir yaklaşım bağlamında ortaya konulabilecek bir gerçeklik işe, o taktirde onaylanabilir.

 

Gerçekten şiir (sanat), "nesne" imiyle nitelendirmeyi şimdilik yeğlediğim olguyla ilişkisi ya da ilişkisizliğine göre, olma/olmama dichotemie ile yolu çatallanmış bir bütünlükle yüz yüze gelmekten istiğna edemez gibi geliyor. Buradaki dichotemie, yani çatallanmışlığa dikkat etmek gerekir. Bir dualisme, yani ikilem söz konusu değildir. Çünkü ikilemle, doğrudan doğruya öznenin, konumuz itibariyle şair ya da sanatçının varlığından, mesela iradesinden, duyarlığından, eşdeyişiyle bakışından, seçiminden ve kararından kaynaklanan bir tereddüt, belirsizlik, bulanıklık vardır.

 

 

 

| Devamı Yedi İklim Dergisi'nde |

« Geri

 


Bu Site Yedi İklim Dergisi Tarafından Hazırlanmıştır