|
Beni bu kentten
kurtar beni yalnız ko git beni
Arıyorum arıyorum
o ilk çağ ırmaklarında sedef ellerini
Susmam seni
ürkütmesin içimde çağlar var bilmelisin
-Yok Gibi
Yaşamak-
Erdem Bayazıt o gece
yatağa geç girdiyse de gözüne uyku girmedi.
Heyecanlıydı. Böyle
şeyler hep söylenirdi, ama yapılmazdı. Böyle
şeyler söylenirdi. ama yapıldığını gören
olmamıştı. O gecenin sabahında biri idam
edilecekti. Son birkaç yıldır Maras'ın
köylerinden birinde yasayan biri birkaç kişiyi
silahla öldürmüştü. Dava uzun zamandır
görülüyordu. Davanın Yargıtay'a gittiği
söylenmiş, fakat Yargıtay'ın kararı hakkında
kimsenin bir şey bildiği yoktu. Kentte herkes bu
olayı konuşuyordu. Sonunda beklenen haber kentin
ortasına, Maraş kalesinde namlusu hala
görülmekte olan, kurtuluş savaşından kalma ve
şimdi de Ramazan günlerinde iftar ve sahur
vakitlerinde atılan topun gümbürtüsü gibi düştü.
Çoban Ali o sabah idam edilecekti!
O sabahın serin ve
erken saatinde bütün kent bir yöne doğru
gidiyordu. İlkbaharın yaza doğru kaydığı bir
mevsimdi. Herkes günlerdir bu olayın vuku
bulacağı saati bekliyordu.
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|