|
 |
Ebubekir Eroğlu
70'li yıllarda
ürün vermeye
başlayan Türk
Edebiyatı
şairlerinin en
önemlilerinden
biridir kanımca,
Bunu daha iyi
anlayabilmek
için
edebiyatımızın
geneline ve
özellikle de o
yıllarına bakmak
gerekecektir.
Dünyada ve bu
meyanda
ülkemizde de
Rönesans adıyla
ifade edilen
toplumsal
dönüşüm olgusu
hep bilimsel
gelişmeler ve
düşüncenin din
olgusunun
baskısından
sıyrılarak
özgürleşmesi
jargonuyla
açıklana
gelmiştir.
Bunlar kısmen
doğru gibi
görünse de
aslında oldukça
yüzeysel
görüşlerin
dillendirilmesidir
kanımca. Zira
Rönesans'ın en
önemli özelliği,
Protestan
ideolojisi ve
reform
süreçleriyle
birlikte,
asırlarca
Vatikan
tarafından
uygulanmış ve
oturtulmuş,
hatta Avrupa'yı
siyasal ve
kültürel bir
bütün halinde
oluşturmuş olan
bürokratik
egemenlik
yapısının, yerel
ve yöresel
birimleri de
kapsayacak
biçimde
yaygınlaştırılması,
dil temelinde ve
bu arada dili de
amaçları
doğrultusunda
dönüştüren
bürokratik,
baskıcı devlet
sistemine
dönüşmesidir.
Rönesans'ın
dünya tarihine
hediyesi ne
bilim ne de
özgür
düşüncedir.
Bürokratik ve
coğrafi
zenginlikleri
kendi yandaşları
arasında
bölüştürmeyi
amaçlayan askeri
gücün
ulaşabildiği
sınırlar içinde
tanımlanan
"ulusallık"
üzerinde
temellendirilmiş
ağır bir devlet
sistemidir. Zira
devlet
protokolünün
kaçınılmaz bir
özelliği ve
enstrümanı olan
"devlet dili"
bütünlüğü,
Avrupa'da,
yalnızca
Vatikan'da
oluşmuştur. Zira
"devlet dili"
dediğimiz
enstrüman iç
iletişimin
standartlaşmasını
ve böylelikle
Örgütün en üst
kademesinden en
alt kademesine
kadar kullanılan
ifadeler ve
cümlelerin anlam
sapmalarını
asgariye
indirgeyecek
biçimde tek tip
hale
getirilmesini
sağlayacak en
önemli
enstrümandır.
Ancak Vatikan
devleti ve
otoritesi içinde
Roma
İmparatorluğundan
tevarüs edilen
bir yaklaşımla
gerçekleştirilen
bu
standartlaşma,
Latincenin
çökmesi ve
Avrupa'da yerel
devletlerin
kurulması
sürecinin
tetiklenmesi ile
birlikte, farklı
askeri erim
mesafeleri
içinde yeni
dilsel
bütünleşmeler
oluşturulması ve
yeni
protokollerin
inşasına doğru
kaçınılmaz bir
etki
yaratmıştır,
iletişim
standartlaştırmasının
en önemli olduğu
kuramsal alan
ise hiç kuşkusuz
jurisprudence
olgusunu
sağlayacak
yegane alan olan
hukuk alanıdır.
Bu gelişme,
kaçınılmaz bir
biçimde,
bürokrat kökenli
entelijansiyayı
da beraberinde
getirmiştir.
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
« Geri
|