|

Celalettin Harzemşah yakılmış, yıkılmış ve
işgal edilmiş
bir devletin
Sultanı. Babası
Sultan
Alaattin
Mehmet'in göz
göre göre
Moğollara
kaptırdığı
çağının en büyük
devletini
kurtarmak için
çırpınan adam...
Bu büyük
devletin
enkazını,
tırnaklarıyla
kazıyarak, bir
filiz, ufacık
bir hayat
belirtisi
arayan, tepeden
tırnağa umut
kesilmiş ve
sürekli umudunu
çoğaltan bir
kahraman...
Sultan Alaattin Mehmet, devleti
Moğollar
tarafından işgal
edilince, köşe
bucak kaçarak,
sonunda 70
adamıyla
birlikte Hazar
Denizinde küçük
bir adaya
sığınmıştı. Bu
sırada yanında
oğlu Celalettin
vardı. Daha önce
veliaht olarak
bile
düşünmemişti ama
şimdi, onun
gözlerindeki
ışığa bakarak
geleceğe yönelik
bir umut görmeye
çalışıyordu.
Ülkesini
yitirdiği gibi
sağlığını da
yitirmişti.
Ayağa kalkacak
gücüde yoktu.
Son bir kez
doğrulmaya
davrandıysa da
olmadı. Bir tek
oğlu
Celalettin'i
görüyordu
dünyada şimdi.
Onun varlığıyla
aldığı güçle
mırıldandı;
"Ben uçsuz
bucaksız
toprakların
sahibiyim..."
Nefesi tıkandı
kelimeler
boğazına
düğümlendi.
Celaletttin,
babasını ölümün
elinden almak
istercesine
yaklaştı.
Oğlunun
yaklaştığını
hissedercesine
son çabayla
mırıldandı
Sultan:
"Ben ki uçsuz
bucaksız
toprakların
sahibiyim. Şimdi
mezarım
olabilecek iki
karış yerim bile
yok..."
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
«
Geri
|