|

Mevlana'nın Mesnevi'si ile Fihi Ma
Fih eserleri
başucu
kitaplarımdan.
Bu eserleri, bir romanı okur gibi okuyup
geçemiyorum.
Mesnevi'yi
bölüm bölüm,
döne döne,
içselleştirerek
okurum.
Özellikle
Mesnevi
içimde akan duru
bir ırmak.Onda
arınmanın,
kendini
bulmanın, bir
ruh yüceliğinin
hazzını
yaşamanın tadını
çıkarıyorum.
Sevgili Aslan
Özdemir Kaçak
Yayın Dergisinin
Eylül ayı
dosyasının
"Mevlana Yılı"
dolayısıyla
olduğunu
söylediğinde, ne
yazmam
gerektiğini
düşünürken
geleneğimizdeki
bir yola
başvurdum. Bu,
anlık bir
olaydı: "Tefeül
etmek" . Sevgili
okurlarımız
tefeül'ün ne
olduğunu merak
ederler.
Geleneğimizde
kitabın ve
kağıdın büyük
bir değeri ve
anlamı var.
Geçmişte bir tek
kağıt parçası
yerler atılmaz.
Tütün sarılı
kağıdı bile
yerlerden
kaldırılır,
duvarlara ve
ağaç kovuklarına
tıkıştırılırdı.
Kanuni döneminde
bir Fransız
seyyah Osmanlı
topraklarında
gezerken
hanların
duvarlarında
kağıtların rulo
edilip
sıkıştırıldığını
görünce
gördüğünde
hayretini
gizlemez.
Sorduğu soruya
aldığı cevap çok
daha çarpar onu.
Her kağıt
parçasına Kur'an'ın
yazılma
olasılığı
vardır. Bunun
için kağıt
değerlim bir
nesnedir. Bu
değerli
nesnelere
yaklaşım da
öyledir.
Özellikle çok
önemsenen
kitaplara, bir
kutsallık
yüklenir,
genellikle
bunlar şiir ve
hikmet
kitaplarıdır.
Daha çok da
Hafız'ın divanı
üzerinde tefeül
edilir.
| Devamı Yedi İklim
Dergisi'nde |
«
Geri
|